Bir Araştırmaya Göre 4 Tip İnsan Var ve 2 Tanesi Güvenilmez, Siz Hangisisiniz?

İspanya’da araştırmacılar insanların birbirine ne kadar güvendiklerini ölçmek için bir deney hazırladılar. Bir karnavalda yer alan deneyde 500 adet gönüllüyle gerçekleştirilen deneyde gönüllüler arasında bazı ödüllü yarışmalar düzenlendi ve sonuçlar gözlemlendi.

Bu yarışmaların hepsi “tutsak ikilemi” adlı bir düşünce deneyine dayandırılarak hazırlandı. Bu düşünce deneyinde insanların güvenmeyi, risk almayı ve dürtülerini nasıl kontrol ettikleri gözlemleniyor. Eğer gelenekçi bir yol izlerseniz iki tane akılcı insan bulur ve onlara ikisinin de gözaltında olduklarını söylersiniz. Fakat ikisinin de iyiliğini düşünüyorsanız onlara bir anlaşma önerirsiniz. Bu anlaşmaya göre diğer arkadaşını satan serbest kalacaktır. Burada asıl ikilem ikisinin birbirini satması durumunda ortaya çıkıyor ki böylece ikisi de hapsi boyluyor. Tabi ikisi de ağızlarını hiç açmayabilir ama böyle bir durumda işi sadece zamana bırakabilirsiniz.

Şimdi mahkum olduğunuzu hayal edin. Arkadaşınıza güvenip ağzınızı kapalı tutar mıydınız ? Bunun yerine arkadaşınızı satıp kendinizi mi kurtarırsınız? Bu tip durumlar televizyon şovlarında da gerçekleşebiliyor. Parayı bölüşmek ya da hepsini tek başına almak mı gibi durumlarla insanlar karşılaştırılıyor ve ödül veya cezayı büyütülüp oyun iyice ilginç hale sokulabiliyor. İspanya’da yapılan deneyde ise bunun benzeri durumlar farklı şekillerde canlandırılmış ve insanların ne tepkiler verdikleri ölçülmüş.

Bu deney sonuçlandığında bilim adamları bulguları zaten var olan kategorilere yerleştirmek yerine bir bilgisayar programı yardımıyla insanları gruplara ayırmış.

Bu gruplardan ilki optimistler, bu insanlar herkesin beraber çalıştığı ve bundan yararlandığı durumlarda insanlarla beraber çalışmayı kabul etmişler. Onların inancına göre kesin bir kazanç varsa herkes beraber çalışacaktır.

İkinci olarak pesimistler var. Bu insanlar ise her zaman arkadan bıçaklanacaklarına inandıkları için ancak kesin olarak kazanç sağladıklarında işbirliğine gidiyorlar.

Üçüncü grupta güvenen insanlar olmuş. Onlar ise ne olursa olsun hep işbirliği yapmış.

Dördüncü ve son grupta kıskanç veya başka bir tabirle haset insanlar bulunuyor. Bu kişiler ise sonucun ne olduğuna pek dikkat etmiyorlar yeter ki en kazançlı kendileri olsun.

Pesimist, optimist ve güvenen insan gruplarından her biri denek havuzunun yaklaşık olarak %20’sini oluşturmuş. Kıskanç insanlar ise %30 ile diğerlerinde biraz daha fazla bulunmuş. Bir de bilgisayarın teşhis edemediği 5. grup olmuş.

Kıskanç insanların bu kadar fazla yaşadığı bir dünyada var olmak biraz üzücü ama bu bilgi doğrultusunda işleri olumlu bir seyre sokabiliriz. Bu deney matematiği alt kolu olan oyun teorisini köken alıyor ve bu teori hayatın birçok alanında insan davranışını saptamak ve bunları analiz etmek için kullanılıyor. Bu analizler ışında kanunlar, politik sistemler ve işler tasarlanabiliyor.

Biz insanların çoğu zaman en akılcı kararı vereceğini varsaymamıza rağmen bazı durumlarda bundan çok uzak kararlar verebiliyorlar. İnsanların bu özellikleri hakkında edindiğimiz bilgi arttıkça, bu bilgiyi toplum yaşamını iyileştirecek projelerde kullanabiliriz. İnsanları neyin motive ettiğini anlayabilirsek onları dünyaya iyilik yapmaları doğrultusunda motive edebiliriz.

Kaynak

Bir Yorum Yazın