Sıkılıyor Musunuz? Nedenini Merak Ediyorsanız Buyurun

Amerikalı araştırmacılar yakın zamanda sıkılma üzerine elle tutulur en çok delile sahip bir araştırma yayınladılar. Araştırma neyin sıkılmamıza sebep olduğuna açıklık getirdi. Sonuçlara göre insanlar sıkılır…Sıkıcı şeyler yaptıklarında! Bu sonuç kulağa hayli sıkıcı gelse de pek de öyle olmayan bir etkisi daha var. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin klişeleşmiş sözleri “sadece sıkıcı insanlar sıkılır” veya İngiliz yazar G.K Chesterton’ın  sözü “Yeryüzünde sıkıcı denebilecek hiçbir konu yoktur, sadece ilgisiz insanlar olabilir.” gibi beylik laflar doğruluklarına darbe aldı.

Psikologların genelde uzlaştığı bir başka konu ise sıkılmanın insan karakteristik özelliklerine bağlı olarak, bazı kişilerde daha yüksek eğilimle gerçekleştiği. Yine de sıkıcı şeyler olduğu gerçeği değişmiyor; mesela ders çalışmak veya hiçbir şey yapmamak gibi. Bu çalışmada ayrıca herkes tarafından sıkıcı nitelendirilen farklı aktiviteler de gözlemlenmiş, listelemek gerekirse vergi ödemelerini hesaplamak, Power Point kursuna gitmek veya iş yerinin güvenlik seminerine katılmak gibi. Liste uzatılabilir fakat çok sıkıcı olacağından yapmıyoruz.

Bir şeyin sıkıcı olması aynı zamanda göreceli bir durum. Örneğin çok daha eğlenceli bir aktivite yapabilecekken yapılan işler her geçen dakika daha da sıkıcı olmaya başlıyor. Günümüzde ise sıkılmaya tolerans iyice azaldı çünkü yapabileceğimiz aktiviteler çok büyük oranda arttı. Yazar Mark Helprin’e göre: “Atalarımıza göre onların sadece savaşlarda tanıklık ettikleri bir heyecan seviyesinde yaşıyoruz. Onlar bizden farklı olarak günlük işlerin kölesi idiler. Her hesabı elle yapıp, yazılarını kalemle yazıyor ve istedikleri şeylerin gerçekleşmesi bir ömür sürüyordu.” Yine de hayatımızı sürekli heyecanlı bir şekilde yaşamak tamamen mümkün gözükmüyor. Ne zaman sosyal medyaya giriş yapsak karşımızda bizden farklı binlerce insanın hayatını görüyoruz. Bu yüzden ki o an yaptığımız neyse, karşılaştırdığımız şeylere göre her zaman daha sıkıcı gözüküyor.

Sosyal medya platformları bunu sürekli mümkün kılmak için bir tür hileye sahipler. “Değişken ödüllendirme” denen bu yönteme göre bir sayfa açtığınızda, yenileyince veya kaydırınca bir e-mail, bildirim veya bunun benzeri bir güncelleme ile ödüllendiriliyorsunuz. Bu ödüllendirme sürekli yapılmıyor çünkü aksi durumda sıkıcı bir hal alabilir. Örneğin Twitter’da bildirimlerinizin sayısı sayfayı açar açmaz değil ufak bir bekleme sonrası gözüküyor, bunun sebebi ise sizi sürekli pür dikkat tutmak.

Bunları hesaba katınca, gülük hayatımızın eski hobileri olan arkadaşlarla muhabbet etmenin veya iyi bir kitap okumanın neden gittikçe sıkıcı geldiğini anlamak güç değil. Sürekli bizim neyi sıkıcı bulduğumuzu takip eden medya uzmanları varken, kitapların geri kalması tabi ki normal. Aslında bu da biraz dijital ortamdan uzaklaşmamız için iyi bir bahane olabilir.

Kaynak

2 Comments

Bir Yorum Yazın